Embed

KANAL D VE ŞEHİTLİK

Dini sömürmek ya da düzenleri için kullanmak isteyen düzenler dini dini tanımlayan Din hadisileri'nden yani, bilimsellik ve ahlakçılıktan koparıp bir ilaha tapmaya ve o ilahtan korkmaya eşitlerler. Bunun sonucunda olarak da din diye bilimsellik ve ahlakçılık yerine zulümden, işkenceden çıplaklığa, ahlakdışılığa, adaletsizlikten sömürüye kadar dine aykırı ne varsa yanyana, birlikte var olur. Böylece hem dine uygun olanlar hem de dine aykırı olanlar biraraya getirilmiş ve birlikte yanyana yaşar olurlar ki bilimdışı ve ahlakdışı düzenlerin de işine gelen budur; ancak zamanla dine aykırı şeyler dine uygun şeylerden daha çok büyümeye, yayılmaya ve egemen olmaya başlarlar yani böyle bir toplumda birzamanlar 5-10 fahişe varken zamanla milyonlarca fahişe olur; birzamanlar beş-on açıksaçık giyinen varken zamanla milyonlarca bikinili bile olur. Yani din demek din hadisileri demektir ve Din hadisileri'nden uzak birşey asla din olmaz, yalnızca inanç yani gelenek, görenek, töre olur ki bu da hem kendi toplumuna hem de dünyaya, insanlığa engel demek olur zamanla. Düşünün ki bu topraklara birzamanlar matbaa inanca aykırı diye sokulmamıştı ancak matbaa dine uygundur çünkü bilime uygundur yani din bilim ve ahlak sayılmazsa hem kendini hem toplumu hem insanlığı yanlış, kötü yerlere, yollara götürür.

Ülkemizde 200'den çok üniversite var ancak ne yazık ki hiçbirinde üniversitenin ve üniversiteliliğin temeli, özü olan gerçek felsefe yani bilimsellik ve gerçek ahlak öğretilmiyor. Dolayısıyla üniversite öğretimi bir meslek eğitiminden başka şey olmuyor ve bunun sonucunda da dinle alakasız dinliler çıkması gibi üniversitelilikle alakasız üniversite mezunları ortaya çıkmaktadır. Yani düşünün ki bir yanda takım elbise, kıravat yani kültürel edeb gezilen toplumda biryandan da adına bikini, mayo denilen sütyen-külot yani utanmazlığın son halkası, edebdışılığın son sınırı gezilmektedir. Yani birileri ahlaka edebe sarılırken birileri de ahlakdışılığa, edebdışılığa sarılmaktadır ve tuhaf ki her iki kesim de kendisine dinli demektedir. Gerçek ki bu durum şizofreninin genel, toplumsal, evrensel hale gelmişliğinden başka şey değildir çünkü çıplaklık ve din asla biraraya gelmezler. Yani bunlara kim dinli diyor anlamak zor, bir de ülkede Diyanet varken. Acaba 'Babanın öz kızına şehvetle bakması haram değildir' gibi her konuda fetva veren Diyanet neden 'Bikini, mayo, dekolte giymek, dar giymek, cinsel sunumlu giymek dine aykırıdır' diye fetva vermiyor? Sonra da bakıyoruz bunların yanında bir de salatalıkla fazla yakınlaşan bir imam ortaya çıkıyor, televizyonlar ve gazeteler et pazarına dönüyor, bir çocuk yurdunda çocuklara öğretmenlerince tecavüz ediliyor; bunlar hep dini bilmemekten, din diye dinle alakasız, yanlış şeyler öğretilmesinden.

15 temmuz Fetö'cü darbe girişimine karşı zaferin 1. yıldönümünde ekranlarında şehitlikten ve şehitlerden söz eden Kanal D biryandan da dine, İslamiyet'e ve şehitliğe aykırı çıplak görüntüler sunmayı sürdürdü. Buna 'Bu ne perhiz ne lahana turşusu?' derler.

Anlaşılıyor ki ülkemizde din ya da İslamiyet özel sektöre 'Halkı kendi haline bırakın din diye ne isterse yapsın, siz de ne isterseniz yapın' demek anlayışına çevirilmiş durumda.

Çıplaklığın olduğu yerde, siyasetin olduğu yerde, ticaretin olduğu yerde, bilimselliğin olmadığı yerde, cehaletin olduğu yerde, tapmanın(ibadetin) olduğu yerde din yoktur olsa olsa inanç vardır çünkü hem din ve inanç farklı şeylerdir hem de din öncelikle, temelde, özde bilimdir, bilimselliktir. İşte bu yüzden ki din hem bilimsel hem ahlakçı hem de özel sektörün olmadığı, kamucu bir ekonomi ve ülke ister. İşte bu yüzden ki özel sektörden de, devletlerden, resmi kurum ve kuruluşlardan, düzen yanlılarından da din öğrenilemez. Din öğrenmek isteyen Din hadisileri'ne gitsin; Din hadisileri'nin dışında din ve din öğretimi, din öğrenimi yoktur.

Yani düşünün ki televizyon ekranlarında açıksaçık insanların bile İslam ya da din dersi verdiği, 'Bikinili gezmek İslam'a aykırı değildir' denildiği bir tuhaf ülkeye döndük.

Anlaşılıyor ki 'Dinler arası diyalog' denilen şey bir örgütten alınıp bir başka örgüte verilmiş.

Gerçek ki ülkemizde ve dünyada; dini tanımlayan Din hadisileri'ne yani öze dönmek biçiminde bir din devrimi de zorunlu dinde ki işte bu devrimi Din hadisileri'ne sarılmış, din olarak yalnızca Din hadisileri'ni tanıyan beyin olarak yeni bir nesil yapacaktır.

Din devletlere, devlet kurumlarına, devlet yandaşlarına, medyaya, Din hadisileri'ni, felsefeyi ve bilimselliği bilmeyenlere ve ilahlara inananlara, ilahlara tapanlara bırakılamaz çünkü dinde bilim ve ahlak vardır ancak devlet, ilah, tapınma(ibadet) yoktur.

Gün gelecek dünyada tek bir dinsiz bile olmayacaktır çünkü din bilim, ahlak, gerçekçilik, doğruculuk ve akıl-ruh sağlığıdır.

Tuzağa, oyuna düşmeyin; ülkemizde ve dünyada 'Dinin yeri ayrı, dünyanın yeri ayrı' ve 'Çıplaklık dine aykırı değildir' diye tuhaf, yanlış, dindışı bir anlayış din olarak egemen yapılmaya çalışlmaktadır. Din için herşeyden önce nefsin, cehaletin ve çıplaklığın olduğu yerden kaçınmak gerekir.

 

Necdet Gürçiftçi

Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge

İnternette yayınlandığı zaman: 24.7.17/08.02

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !