Embed

ERDOĞAN'IN SIRRI SAVIM

Erdoğan yani Akp başkanı.
 
İnsanı tanımak 'Püf noktası' denilen noktalarını tanımaktan geçer ki o püf noktasıları(noktaları) da herşeyden önce felsefe, bilim ve dini tanımlayan Din hadisleri'nde en doğru olarak bulunur yoksa hem Müslüman ya da dinli olduğunu söyleyen hem de bikini, mayo, denize giren birini nasıl, neyle ve neye göre değerlendireceksiniz. (Soru sormadığım için soru işareti koymadım.'.
 
'Sır' dediysem akılınıza(aklınıza) ilk gelen türden bir sır değil: 'Kitap okumaya zamanım yok, danışmanların kitap özetleri getiriyor, onları okumaya çalışıyorum' sözündeki sır.
 
Konuları yani yazılarımı yazmak için bazan günlerden yıllara uzanan bir bekleme, düşünme içine girerim çünkü kimsenin hakkını yemek de istemem kimseye yanlış birşeyler öğretmek de.
 
Anlaşılıyor ki 'İmamhatip'lerde 'hatip'lik adı altında demagoji, demogagluk ve münazaracılık öğretiliyor yani gerçekleri, doğruları bilmeden yani gerçekleri, doğrulara biryana itip konuşma 'sanat'ı. Zaten din öğretimi ve öğrenimi diye yapılan ve yaptırılanlara bakılırsa dini tanımlayan Din hadisileri değil 'İlahtan korku', 'Öte dünya'dan korku', 'Cehennem'den korku' gibi şeylerin öğretildiği ve öğrenildiği görülür.
 
Lise kompozisyon dersinde öğretmen 'Herkes en sevdiği renkin(rengin) adını her satırda kullanıp ve yazı içinde en çok kullanıp en sevdiği renk üzerine bir sayfalık yazı yazsın' demişti, ben de sarı üzerine yazmıştım ve okulun panosuna asılmıştı. Bu tür; münazaranın en masum halidir ki münazara bile denilemez. Demagoji ve münazara kısaca 'Hem haksız hem güçlü' olmayı ya da 'Hep yağ gibi üste çıkmayı başarmak' yolu ve sanatı olarak özetlenebilir.
 
Erdoğan 'Kitap okumuyorum çünkü kitap okuyacak zamanım yok, danışmanların kitap özetleri getiriyor, onları okuyorum' demişti.
 
Bu konuda birşey yazmadan önce birşey yazmamaya özen gösterdim
 
İlk bakışta bu sözlerde 'Kitap okumaya heves eden, kitap okumaya çalışan bir insan' görünebilir.
 
Çevremde üstelik de üniversite mezunu insanlar var. On yıldır kitap okumalarını öneriyorum ancak henüz bir tanesi bile tek bir kitap bile okumuş değil. Yani kafa mezunu değil diploma mezunuları üniversiteden belliki(belli ki). Ben ise yolda yürürken bile notlar alan biriyim, neredeyse gecegündüz yazı üretmek için düşünen biriyim, öyle ki uykularımdan kalkıp, rüyalarımda söylediğim şeyleri not aldığım bile olur. Yani ben oy sandığıları(sandıkları), seçim oyları, halk iradesi ile değil kitaplar, felsefe, bilim, Din hadisileri, düşünmek, yazmak ile içiçe biriyim.
 
Ben de yanlış bir düşünce üretmemek için bu konuda yazı yazmadan önce hep bekledim, veriler topladım. Bakıyorum adam 'Kitap okumaya zamanım yok' diyor ancak hergün birbaşka yerde nutukta. Yani neredeysebir(neredeyse bir); televizyonda hava durumu, maç sunmadığı kalmış. Yani Zeytin dalı'nda öldürülen terörcü sayısını bile günügününe(günü gününe) kendisi veriyor. Oysa görüyoruz; kitap okumak isteyenler belediye otobüsünde, metroda, vapurda, dağda koyun güderken bile okuyorlar.
 
Ve artık anladım ki o söz gerçekte bir kitap okuma arzusu, hevesi, isteği, olanaksızlığı değil 'Siz bana üzerinde konuşulacak bir konu verin, ben o konu üzerine saatlerce konuşabilirim' anlamı imiş. Yani demek ki danışmanların kitap özetileri gerçekte kitapın(kitabın) ana düşüncesi(fikiri), tek sözcükle ya da tek tümceyle(cümleyle) bir özeti ve o sözcük ya da tümce üzerine demagoji ve münazara üretmek.
 
Bence Chp başkanı Kılıçdaroğlu'un televizyonda tartışma çağırılarına da bu yüzden hiç yanaşamıyor, yanaşmıyor.
 
Yani bence imamhatiplerde hatiplik adı altında öğretilen bu. Din hadisileri'ni ise benden başka öğreten zaten yok.
 
Erdoğan yarın 'Tamamlayıcı tıp' üzerine bir konferansta konuşacakmış. Zaten adı yanlış çünkü tıppı tamamlamak ancak bilime aittir, bilimdışılığa da bilimdışı kişilere de değil. Yani Din hadisileri'ne aykırı, zıt olarak açık ki inançı(inancı) bilimin arkasında değil bilimi inançın arkasına takmaya çalışıyorlar. Bence bu 'Tamamlayıcı tıpçıları' hastalandıklarında tıppa almayıp 'Gidin sizi Tamamlayıcı tıppınız tamamlasın' demek gerekir. Onlar da tıppın demagogu, münazaracısı işte. Ne diyelim. Onları da herkesi de felsefe, bilim tamamlayamadı, bari Din hadisileri tamamlasın ya da anlayacakları dilden diyelim: 'Allah da onları Din hadisileri ile tamamlasın, kemale erdirsin.'.
 
Buarada(bu arada) imamhatip denilen yerlerin de ilahiyat fakültesi denilen yerlerin de Kuran kursu denilen yerlerinde cemaat-tarikat denilen yerlerin halleri de bu.
 
Benim ise Kabe'm de mabedim de dini tanımlayan Din hadisileri. Siyaset, özel sektör,  moda ve yandaşlık ise cehalet ve nefs yani dinin en nefret ettiği iki şey.
 
Felsefe beni ve insanlığı felsefeden, bilim beni ve insanlığı bilimden, Din hadisleri beni ve insanlığı Din hadisleri'nden uzak düşmekten korusun. Başka da duam yok benim. Ne siyaset isterim ne ticaret; hayatım felsefe, bilim ve Din hadisileri benim.
 
Bir üniversite mezununun 'Kitap okumaya zamanım' yok demesi örneğin bir doktorun 'Hastalara bakacak zamanım yok' demesine benzer. Bakın bunlar demagoji ya da münazara değil gerçek ve doğru.
 
Buarada 'Yaş günü' denilen şey kutlamam ve kutlaması yapılmakta olan ya da olacak yerlere de gitmem ve verdikleri ya da verecekleri ikramları da almam çünkü İslami sözcüklerle söylersek 'Yaş günü kutlamak cehaleti ve nefsi yani din hadisileri'ne aykırılığı kutlamak' demektir. Vay ki yaş günü kutlayanlara; onların dinden ve İslamiyet dini inançından söz etmeye hakları yoktur tıpkı mayolular, bikinililer, sigara içenler, içki içenler gibi.
 
Korkmayın cumhurbaşkanı adayı olmayacağım yani cehaletinize ne nefsinize ya da felsefeye, bilime ve Din hadisileri'ne aykırılıklarınıza gönül rahatlığıyla devam edin. Zaten cehalet ve nefs içindeki bir ülkede hiçkimse nefsi terk etmeden 100 bin kişi beni sevse birşeyler yanlış gidiyor demektir, üzülürüm yani.
 
 
Necdet Gürçiftçi
Bağımsız, özgür, bilimsel, tarafsız, hiçbir dinden olmayan dinli ve bilge
İnternette yayınlandığı zaman: 19.4.18/10.39
 

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !